Eğitimciler Birliği Sendikası (Eğitim Bir-Sen) Şanlıurfa 2 No’lu Şubesi, Harran Üniversitesi yönetimine yönelik eleştirilerde bulunarak, çalışanların taleplerinin dikkate alınmadığını savundu. Sendika, üniversitede keyfi yönetim anlayışının sona erdirilmesini istedi.
Eğitim Bir-Sen Şanlıurfa 2 No’lu Şubesi tarafından yapılan açıklamada, yetkili sendika olarak üniversite çalışanlarının sorunlarının kurum içi görüşmelerde ve Kurum İdari Kurulu (KİK) toplantılarında defalarca gündeme getirildiği belirtildi. Açıklamada, buna rağmen çalışanların taleplerinin üniversite yönetimi tarafından dikkate alınmadığı öne sürüldü
Sendika, üniversite yönetiminin katılımcı bir anlayıştan uzak olduğunu ve birimlerle kurulların görüşlerinin yeterince dikkate alınmadığını iddia etti.
Sendikanın açıklamasında, “Harran Üniversitesinde keyfi yönetime son verilsin. Eğitim Bir-Sen Şanlıurfa 2 Nolu Şubesi, kurum çalışanlarını temsil eden yetkili sendika olarak; Harran Üniversitesi çalışanlarının kanuni haklı taleplerini ve sorunlarını kurum içi görüşmelerde ve Kurum İdari Kurul (KİK) toplantılarında defalarca dile getirmemize rağmen Üniversite üst yönetimince hiçbir hukuki ve makul talebimiz dikkate alınmamıştır. Katılımcılıktan uzak, Üniversite birimlerinin ve kurullarının görüşlerinin dikkate alınmadığı, Senatonun karar yeri değil onay makamına dönüştüğü, kişisel ve keyfi yönetimden dolayı kronikleşen sorunlara kurum içinde çözüm imkanı bulamadığımızdan, çalışanlarımızın taleplerini ve sorunlarını yetkili sendikal sorumluluğun gereği olarak kamuoyu ile paylaşıyoruz.” denildi.
“REKTÖRLÜK TARAFINDAN KEYFİ BİR ŞEKİLDE KADRO İLANLARI YAPILMAKTADIR”
Akademik kadro ilan sürecinde, üniversitenin akademik birimlerinin kadro talepleri dikkate alınmadan, tamamıyla rektörlük tarafından keyfi bir şekilde kadro ilanları yapıldığı belirtilen açıklamada, “Profesörlük, doçentlik ve doktor öğretim üyesi ilanlarında; kimi öğretim üyelerinin atamaları için süreleri dolar dolmaz kadro ilanına çıkılırken, kimileri de Üniversitenin atama ve yükseltilme kriterlerini sağlamalarına rağmen 3-4 yıl kadar kadro beklemek zorunda bırakılmaktadırlar. Birimlerle koordineli çalışmayan Rektörlük, bu konuda hiçbir bilimsel ve hukuki ölçütü dikkate almadan kimi zaman atama ve yükseltilme yönergesindeki asgari şartları sağlayana özel şart ekleyip ilana çıkarken; kadro vermek istemediği akademisyenler için 10, 20, 30 makale şartı ileri sürerek keyfi uygulamaların içine girmektedir. Son kadro ilanında daha on gün önce doktorasını bitiren bir Araştırma Görevlisine kadro ilan edilirken aynı Fakülteden atama şartlarını taşımalarına rağmen 3 yıldan fazla süredir kadro bekleyenlere ilana çıkılmaması personel arasında ciddi huzursuzluklara neden olmuştur.” ifadelerine yer verildi.
İDARİ TECRÜBESİ OLMAYAN AKADEMİK VE İDARİ PERSONELİN İDARİ GÖREVLERE ATANIYOR İDDİASI
Harran Üniversitesinde bazı idari kadro atamalarında idari tecrübe ve liyakatin aranmadığı aksine hiçbir idari tecrübesi olmayan akademik ve idari personelin idari görevlere atandığı öne sürülen açıklamada, “Kurumda birim amirleri sık sık değiştirilmekte ve kurumsal hafızaya zarar verilmektedir. Örneğin 2 yıl içinde bir daire başkanlığına 2’si akademik olmak üzere 4 defa atama yapılmıştır. Danıştay içtihatları ve Sayıştay kararlarına aykırı olarak bazı daire başkanlarının ve akademisyenlerin sahada karşılığı olmayan ‘koordinatör’ statüsü ile görevlendirilmeleri kamunun zararına olup, kurumda verimsizliğe yol açmaktadır. Kurumda idari personel için görevde yükselme ve unvan değişikliği sınavını ısrarla istememize rağmen dört yıldır bu sınav yapılmamıştır. Bu tür keyfilikler personelin kurum aidiyetini zedelemekte ve çalışma motivasyonunu düşürmektedir. Diş Hastanesi ve Tıp Fakültesi’nde çalışan idari personel arasında döner sermaye ödemesi hususunda eşitlik ilkesine aykırı davranılmakta, bu konuda mağdur olan personelin dilekçelerine cevap bile verilmemektedir.” denildi.
“KEYFİ UYGULAMALARIN İÇİNDE YER ALAN BİR YÖNETİMİ İSTEMİYORUZ”
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:
“Türkiye Yüzyılı maarif modeline yakışan ve yüksek öğrenimde geleceğe ayna tutan, yönetime bütün paydaşları ortak eden bir anlayış yerine, akademik ve idari personeli dışlayan, çalışanlarına mobbing uygulayan, keyfi uygulamaların içinde yer alan bir yönetimi istemiyoruz. Kamu yöneticisinin makamını kendi şahsi mülkü gibi görerek sergilediği bu keyfi tutumunun kurumsallaşmasına ve bir baskı aracına dönüşmesine asla müsaade edilmemelidir. Yetkilerini şahsi ihtiraslar uğruna kullanan, hukuku hiçe sayan ve liyakati ayaklar altına alan bu yönetim anlayışını kabul etmiyoruz. Yapılan işlemlerin ve alınan kararların haksız, hukuksuz olduğunu ifade ediyoruz ve buna dur diyoruz. Haklı olanların mağdur edildiği, sayısız usulsüzlüğün yapıldığı, tepki gösterenlere mobbing uygulandığı ve soruşturma açıldığı bu yönetimi ve anlayışı protesto ediyoruz. Bütün bu hukuka aykırı iş ve işlemlere karşı Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) ve diğer ilgili denetleme kurullarını denetime davet ediyor ve ileri sürdüğümüz bu hukuksuzlukların ciddi ve şeffaf bir şekilde araştırılıp açığa kavuşturulmasını talep ediyoruz.”


0 Yorum